FrmCafeHoşgeldiniz :
En son ziyaretiniz :
Mesaj Sayınız : 0

 
AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En iyi yollayıcılar
Programcı
 
Draquinq
 
xxReDoLxx
 
Dj Güray
 
kortel
 
AnyCooL
 
estonya
 
KinqCommando
 
kaharamanlar
 
zargonx041
 
En son konular
» Knıght Online Oynayanlar...
Çarş. Haz. 30, 2010 11:27 pm tarafından kortel

» Domuz
Salı Haz. 29, 2010 10:31 pm tarafından xxReDoLxx

» 3 Dakika Önce
Salı Haz. 29, 2010 10:31 pm tarafından xxReDoLxx

» Bir Çanak Ayran
Salı Haz. 29, 2010 10:27 pm tarafından xxReDoLxx

» Arka Kapı
Salı Haz. 29, 2010 10:26 pm tarafından xxReDoLxx

» Nereden anladın
Salı Haz. 29, 2010 10:26 pm tarafından xxReDoLxx

» Yesekmi?
Salı Haz. 29, 2010 10:25 pm tarafından xxReDoLxx

» No.160
Salı Haz. 29, 2010 10:24 pm tarafından xxReDoLxx

» Ödül
Salı Haz. 29, 2010 10:22 pm tarafından xxReDoLxx

Zirve100

Zirve100 Toplist
Alexa

Paylaş | 
 

 Yusuf Hayaloğlu

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Draquinq
Administrator
 Administrator


<b> Mesaj Sayısı </b> Mesaj Sayısı : 209
<b> Tecrübe Puanı </b> Tecrübe Puanı : 8659
<b> Rep </b> Rep : 1012

MesajKonu: Yusuf Hayaloğlu   Salı Haz. 22, 2010 1:02 am

HAKKINDA
YAZILANLAR

İşte şiirine en yüksek telifi alan şair

HEM ŞAİR, HEM RESSAM, HEM DE MÜZİK ADAMIYDI AMA YILLARCA BEKLEDİ.
EMEĞİNİN GERÇEK KARŞILIĞINI BULMASI İÇİN BEKLEDİ. BU BEDEL YÜKSEKTİ.
ÇÜNKÜ BİR ŞEYİN DEĞERİ BEDELİYLE MENKULDÜ. VE O FİYAT VERİLDİ. SADECE
DOKUZ ŞİİR İÇİN TAM 125 BİN DOLAR ALDI, KASETE OKUDU. ŞİMDİ KİTAP
YOLDA..

Yusuf Hayaloğlu'ndan bahsediyoruz. Onlarca sanatçının okuduğu 'Dağlarda
kar olsaydım' yada İbrahim Tatlıses'in meşhur 'Nankör kedi' gibi
türkülerinin yaratıcısı.. Veya 'Yorgun Demokrat'ın, 'Nazlıcan ve
Bedirhan'ın, 'Hani benim gençliğim'in, 'Bir acayip adam'ın ve
yüzlercesinin şairi... Ezilenleri, altta kalanları, tutunamayanları bir
baltaya sap olamayanları yazıyor. Yusuf Hayaloğlu, hayata bakışını,
neden bu kadar beklediğini, şiirlerinin arkasındaki bilinmeyen dünyasını
İMEDYA'ya anlattı.

Pazar günü ikindi vakti Cihangir'de bir apartmanın giriş katındaki küçük
dairesinin kapısını çaldığımızda, tatlı gülümsemesiyle karşıladı bizi.
Tek başınaydı. Ne bir koruması, nede menejeri vardı yanında. Önce vakti
geldiği için arka taraftaki şirin bahçesini suladı, sonra soğuk bir
şeyler ikram etti, ardından marlborosunu yaktı ve başladık sohbete.

17-18 yaşlarına kadar amaçsız ve bir o kadar haşarı geçen gençliğini
anlattı önce. Kendisini hiç inşa etmemiş bir insandı. Ardından gelen
yoğun bir araştırma öğrenme dönemi.. Ama ne araştırma.. Kur'an'dan
Marksizm'e, Maosizm'e, Budizm'den Freud'a kadar bütün felsefeler ve
dogmalar.. ''Kendime bir iç şemşiye aradım. Bunu buluncaya kadar hiçbir
örgüte, partiye, derneğe girmedim.'' diyor Yusuf Hayaloğlu:

''Bütün bu felsefelerin hayatı tam açıklamadığını ve zorlandığını
gördüm. Teori, pratiği belirlemeye çalışıyordu ama pratik buna
direniyordu. Bunun nedenini araştırdım ve doğanın şaşmaz dengesinde,
kusursuzluğunda buldum. Doğaya aykırı hiçbirşey mümkün değil.
Değiştirmek mümkün değil. Pratikte ne ise onu anlamalısın. Onu
zorlayarak değiştiremezsin. Onu, o pratiğin içindeyken
değiştirebilirsin. Dışardan ahkam keserek değiştiremezsin. Birden iç
şemsiyeyi buldum ve natüralist olmaya karar verdim.''

İşte bugünkü Yusuf'u böyle yakalamış: ''Şu anda bir uçaktan dünyayı
seyreder gibiyim. Ordan tel örgüler gözükmüyor. Yukardan baktığın zaman,
dev bir coğrafya.. İnsanlar karınca sürüsü gibi, evler kibrit kutusu
gibi. Ayrılıkların anlamı olmadığını gördüm. Hepimiz doğanın parçasıyız.
Olabildiğince sevmek, iyi yaşamak, ahlaklı, erdemli olmak lazım.''

Yusuf Hayaloğlu bir buçuk sene önce ilk şiir albümü "Ah Ulan Rıza"yı
çıkardı. Ardından geçtiğimiz günlerde ikincisi geldi, 'Bir Acayip Adam':


Hayaloğlu, ilk albümün dinleyicilere biraz ağır geldiğini, şimdi ise
daha basit, anlaşılır şiirler seçtiğini söylüyor. Türkiye'de sadece
kendisine mahsus özelliği ise kendi şiirlerini okuması, onlara besteler
yapması. Yani herşeyiyle kendine ait, bir anlamda "Sesli kitap"..

Ama sırada yazılı kitap da var. Şimdiye kadar hiç kitabı olmamış.
''Artık zamanı geldi'' diyor. ''Neden?'' sorusuna şu ilginç ve bir o
kadar düşündürücü cevabı veriyor:

''Albümü yapmaya zorlayan koşullar şöyle gelişti. Ben kendi kârımı
düşündüm. Onun için geç kaldı. Materyalist anlamda değil. Mantığım şu:
"Benim emeğim para etmeyecek kadar basitse, o zaman sende benim kasetimi
yapma." Bu bedel yükseldi, tatmin edici bir noktaya gelince, "tamam"
dedim. Kitapta da aynısını yapıyorum. Şiir kasetinde Türkiye'nin gelmiş
geçmiş en yüksek şiir telifini alan insanım. 125 bin dolar aldım 9 şiir
için.. Tek şiir 13-14 bin dolar yapıyor. Bu bir övünme değil. Bu şu
demek: Bir şeyin değeri bedeliyle menkuldür. Sen bir şeye çok büyük
değer biçebilirsin ama bakalım o parayı veren var mı? Şimdi onu
kanıtladım ben. Benim şiirimin kaç para ettiğini kanıtladım . Aynı şeyi
kitapta da yapıyorum. Ve Türkiye'de gelmiş geçmiş, ölmüş veya yaşayan
insanların alıp alacağı en yüksek telifi iki üç puan yüksek alıyorum. Bu
yakında da çıkacak.''

Yusuf Hayaloğlu kendi deyimiyle halk şiiri yapıyor. İşte ilk albümüne
isim veren "Ah Ulan Rıza"dan bir pasaj:

Neden hala gelmedi
Yoksa saatimi şaşırdı bu hıyar
Gerçi hiç saati olmadı ama en azından birine sorar
Cebimde bir lira desen yok
Madara olduk meyhaneye
Ah eşek kafam benim
Nasıl da güvendim bu hergeleye
Gelse balığa çıkacaktık
Ne çekersek kızartıp
Bir kilo rakıyla yutacaktık.
Bu sandalı geçen hafta çalıntıdan düşürdük
Arkadaşlar ısrar etti
Biz de iyi olur bize uyar diye düşündük.
...

Böyle devam edip giden ve Hayaloğlu�nun yorumuyla insanın tüylerini
diken diken eden bir şiir "Ah Ulan Rıza"...

Halk şiirini şöyle savunuyor şair:

''Halk şiiri yapmanın zararı yok. Ne diyorlarsa desinler. Ben halkı
seviyorum. Yani natürel, avam yaşamayı seviyorum. Kültürüm de bu,
sokaktan gelmeyim. Bunu da inkar etmiyorum. Zamanında kolej muadili
okudum, akademi okudum, batı kültürü okudum, Şekspir, Marks okudum. Yani
sonuçta hiçbirşey değil, hiçbiryere varamıyorsun. Yani gelip geleceğin
nokta bir kara toprak derler ya. Neticede halkın denizine giriyorsun. O
denize girdiğin zamanda tertemiz oluyorsun, mis gibi oluyorsun. Bunda ne
zarar var. Başta biraz zorlayarak oldu. Şimdi tamamen hazmettim.
Geldiğim yere geri döndüm. Ordan gelmiştim. Başka yere uçtuk, bir
marifetmiş gibi. Sanatçılara da onu tavsiye diyorum. Şatolarından
çıksınlar. Kozalarından çıksınlar. Halkın içine karışsınlar. İki tane
entel barda oturup kendi kendilerine sanat yapıyorlar. Kendi kendilerine
şiir okuyor, kendi kendilerine ödül veriyorlar. Kendi kendilerine dergi
çıkartıyorlar. Kitap çıkarıyorlar. 1500 tane basıyorlar, onu da eşe
dosta hediye ediyorlar. Gelsinler halkın denizinde yıkansınlar,
arınsınlar biraz.''

Yusuf Hayaloğlu bu konuda çok dolu. Mesele "türkü"ye geliyor:

''Türkü hayatın bizatihi kendisi. Halkın kendisini ifade ettiği sözlü
müzikli bir durum. Bazı TV kanallarında türkü yasak. RTÜK'ten dolayı
sabahın 5'ine koyuyorlar. Gazete çıkarıyorsun, halkın kültürüyle alakası
yok. Sanat sayfası yapıyorsun. Tam sayfa caz. Tam sayfa bilmem ne.
Bunların ne alakası var bizim kültürümüzle. Ondan sonrada "niye halk
okumuyor" diye soruyorlar. Halk yok ki yayınlarda. Türkü dinlemeyen
halkı bilemez. Türkü bin yıllardır var, ortaasyadan akıp geliyor.
Nerelerde konaklamış. Nereleri dolaşmış ve gelmiş Anadolu'nun bağrında
akıyor. Sen bu ırmağı görmezden geldiğin zaman, zaten hiçbir yerini
kavrayamazsın. Ezilenleri, altta kalanları, tutunamayanları bir baltaya
sap olamayanları seviyorum. Onlar bana hoş geliyor. Halin vaktin yerinde
hiçbir problemin yok, neyini yazacağım ben senin yani. İyi durumdaki
bir adamın, herşey çok güzel demesinden sıkılıyorum. Sanatçının ekmeği
burada, hayatın çelişkilerinden mağduriyetlerinden çıkar.''

Hayaloğlu halkın içinde olunca, bir o kadarda siyaset ve ekonomiyle
ilgili. Ve yaptığı şu yorum bugünkü sosyal bunalıma felsefik bir pencere
açıyor:

''Çok çalkantılı dönemler yaşadım, ekonomik yönden... Ama halkı bu kadar
umutsuz, mutsuz hiç görmemiştim. Yarına dair hiçbir umut kalmamış. Bu,
en büyük uçurum, en büyük reaksiyon... Nasıl sosyal bir patlama olmuyor
inanamıyorum. Bu korkunç bir tevekkül, korkunç bir sabır. Allah sabır
versin. Ama insanlar artık akıllandı. Vatan, millet nutukları ekonomiyi
açıklamıyor. Halk, 'Sen bunları derken benim cebimdekini götüyorsan,
lanet olsun' diyor. Halk bunu görmüş artık. Herkesin elinin kendi
cebinde olduğunu görmüş. Komünizm niye çöktü? Herşeyin devletin
olmasından ve devletin içinde devletten palazlanan insanlardan dolayı
çöktü. İnsan mutsuzsa hiçbir ideoloji onu etkilemez. Bir çocuğun karnı
açsa sen ona dünyanın en güzel masalını da anlatsan o çocuk ağlar. Karnı
tok olan, masallar arasında tercih yapar. Çocuğun karnı aç. Halkın
karnı aç, ne masal anlatırsan anlat. O yüzden halk tercihlerini de
ideolojik olarak yapmıyor. Halk kimde ekmek olacağını sanıyorsa ona
sarılıyor. Ama denize düşen yılana sarılır.''





Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://frmcafe.turkforumpro.com
 
Yusuf Hayaloğlu
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Yusuf Güney 28 Şubat Trabzon Konseri
» Açlıktan ölen servet sahibi

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
FrmCafe :: Kültür & Sanat & Tarih :: Biyografiler :: V-Y-Z-
Buraya geçin: